O YILLARDA ÇOCUK OLMAK… ( BÖLÜM-2 )

Tüplü Televizyon, Video Kaset, Müzik Kaseti, Sabit Telefon, Polaroid Fotoğraf Makinesi

Geceleri evde sessizlik hakimken, hiç beklemediğimiz anlarda ve nedenini hiç anlayamadığımız biçimde gelen, güçlü bir ‘ÇAAT‘ sesinin yüreğimizi ağzımıza getirdiği yıllardı… Öyle plazmasıydı, led ekranıydı filan bilmezdik. Taş gibi tüplü televizyonlarımız vardı. Görüntü biraz kaydı mı, tepesini bir güzel okşadığımız(!), olmayınca bir de sağdan soldan güzelce sevdiğimiz emektar televizyonumuz!… En ufak rüzgarda oynayan antenden sinirlenip, öfkemizi televizyondan çıkardığımız heyy gidi günler heeeyy! Ne kadar anlatsak da yaşamadan bilemez insan o yılların güzelliklerini…

Sinema filmlerinin, düğünlerin video kasetlere alındığı yıllardı.. Videoları izlerken en çok keyif veren, sahneyi ileri veya geri sardığımız anlardı. Ne kadar hızlı sararsak o kadar komik görüntüler ortaya çıkardı. Özellikle düğün videoları tam bir komedi filmine dönüşürdü. 🙂

Birbirine dolanan, şarkı kasetinin içindeki şeridi sonuna kadar çekip, kalem yardımıyla, dakikalarca uğraşarak eski haline getirmenin ne demek olduğunu çekmeyen bilemez. Sevgi isterdi, sabır isterdi, emek isterdi.

-Sevgi neydi?

-Sevgi emekti.. 😛

Al Yazmalım

Telefonların, tuş yerine çevirme halkalarının olduğu, numarayı çevirene kadar ciddi parmak kasları yaptığımız; hastalık gibi acil bir durumda birine ulaşmaya çalışsak, numarayı çevirene kadar -Allah muhafaza- hastayı kaybetme riskinin büyük olduğu bir çağdı. (Tamam biraz abarttım! 😛 ) Sabit telefonların olmadığı yerlerde, bazı sokaklarda ve caddelerde kurulu olan telefon kulübeleri devreye giriyordu. Küçük, orta ve büyük olmak üzere, madeni para büyüklüklerindeki jetonlarla arama yapılabiliyordu. Jeton ne kadar büyükse ve ne kadar çok jetonu hazneye atarsanız görüşme süreniz o kadar uzun oluyordu.

90′ ların en güzel yanlarından biri de televizyon programlarının, sinema filmlerinin, çocuk programlarının kalitesiydi.

O yıllarda sinema filmlerinin kalitesi tartışılamaz bence. Öyle ki, defalarca izlemiş olsak da her izlediğimizde aynı keyfi alabiliyoruz. Teknolojik açıdan ve belki biraz da maddi kaynakların yetersizliğinden dolayı daha kısıtlı çekimler yapılmış olsa da, filmlerin konuları, işleyişleri ve oyuncuların yetenekleri bakımından daha etkileyici olduklarını düşünüyorum.

Her pazar Star Tv’ de yayınlanan ‘Parliament Sinema Kulübü’ nün sunduğu pazar gecesi sineması, Karla Bonoff’ un All My Life şarkısıyla başlarken bir anda evde derin bir sessizlik hakim olurdu. Filmin başlamasıyla kendimizi sinema salonundaymış gibi hisseder, çıt çıkarmadan filme odaklanırdık. Tabi pazar günü yayınlandığı ve ertesi gün erken kalkıp okula gideceğimiz için, biz çocuklar filmin sonunu bir türlü getiremezdik. Uyku saatine denk gelen ilk reklam arasında ”haydi çocuklar yatağa” komutunu alır, tüm aile büyüklerinin ellerinden öper, iyi geceler dileklerimizi de ilettikten sonra yatağın yoluna koyulurduk.

Filmlerden bahsetmişken, yapım yılları 1970′ lerde olmasına rağmen 90′ larda çokça izlenen filmler arasında Bruce Lee‘ nin filmleri yer alıyordu. Erkekler onun filmlerinden çokça etkilenir, onun gibi dövüş sanatlarına merak salarlardı. Çoğu gençte, o dönemler zincirli sopa olarak adlandırılan ‘nunchaku’ bulunurdu. Bu gençler bir araya geldiklerinde ‘kim daha iyi sallayabiliyor’ diye nunchaku yarışı yaparlardı. Hepsi de Bruce Lee gibi kullanabildiklerini iddia eder ve bunlardan büyük bir kısmı da mutlaka ya kafasını patlatır, ya da bir tarafını sakatlardı. Eee, bir Bruce Lee kolay yetişmiyor nihayetinde!… Onun dışında, Jean-Claude Van Damme, Chuck Norris, Jackie Chan, Jet Li gibi dövüş sanatlarını sinema perdesine taşıyan ünlüler de o dönemin en etkileyici rol modelleri haline gelmişlerdir. Mesela Jean-Claude Van Damme ile özdeşleşen spagat (bacak açma) hareketini denemeyen erkek kalmamıştır. 🙂

90’lar – Susam Sokağı

Şimdilerde bolca sübliminal mesajların bulunduğu çizgi filmlerin aksine, çocukları eğitmeyi amaçlayan ve bunu eğlenceli halde gösteren bir çok çizgi film akıllarımızda yer etmiştir. Belki incelersek o zamanki çizgi filmlerde de bu gizli mesajlar görülebilir fakat; günümüzde olduğu kadar, neredeyse her sahnede bu tür mesajlar yoktu o zamanlar. Tabiri yerindeyse, bilinçaltımız bu kadar kirletilmemişti henüz.

Eğitici ve eğlendirici yayınlardan en çok sevdiğim ve başlayacağı saate kadar TV karşısında sabırsızlıkla beklediğim ‘Susam Sokağı’ nı bilmeyeniniz yoktur. Hani şu ‘Minik Kuş’ adında (bedeni, adından intikam alırcasına devasa olan), turuncu karakterin olduğu program! (Minik Kuş! Serçe parmağına al gezdir!?) Zannediyorum karaktere adını veren kişi ya körmüş ya da gözleri fena bozukmuş. O cüsseye o adı vermiş olmasının başka bir açıklaması olamazdı… ‘Edi ile Büdü’ , ‘Kurabiye Canavarı’ , ‘Kurbağa Kermit’ , ‘Kırpık’ , ‘Açıkgöz’ , ‘Kornalı Canavarlar’ , ‘Canavar Harvey’ (programdaki en korkunç canavar) ve daha bir çok kukla karakterle Türk tiyatro sanatçılarının bir arada olduğu; sayıları, harfleri ve daha birçok şeyi öğreten harika bir yapımdı.

Sayılacak bir çok çizgi film ve bunlarla ilgili konuşulacak çok şey var aslında. Her birinin ayrı güzelliği, bizleri başka dünyalara götüren ayrı özellikleri var. Yazımı fazla uzatıp sizleri sıkmamak adına detaylara değinmeden, sadece küçük bir kısmını özet bir liste halinde sizlere hatırlatmak istiyorum.

1- TAZMANYA CANAVARI

2- POLİS AKADEMİSİ

3- HE – MAN

4- SHE – RA

5AFACAN DENNIS

6- DİNAZOR DENVER

7- RİCHİE RİCH

8-ROAD RUNNER

9- MÜFETTİŞ GADGED

10- ADAMS AİLESİ

11- JETGİLLER

12- AĞAÇKAKAN WOODY

13- KAPTAN MAĞARA ADAMI

14- BEVERLY HILLS GENÇLİĞİ

15- LAFF – A- LYMPICS

16- ATOM KARINCA

4 comments

  1. okurken o günlere ve başka dünyalara götüren bir betimleme😊👏👏

    Bu arada jet li o dönemde pek meşhur değil ya da diğer aktörlerden gölgede kalmıştı ülkemizde diye hatırlıyorum.

    Liked by 1 kişi

    1. Doğrudur fakat o dönemler yavaş yavaş adını duyurmuştu diye hatırlıyorum. İki abiyle büyüyünce, evimizde de bu tarz filmler çok izlenince Jet Li de hafızamda yer etmiş. 😊

      Beğen

Gregordanhallice için bir cevap yazın Cevabı iptal et