HAKKIMDA

Merhaba, ben Üla

İlk olarak, her zaman sorulan o ilk soruya cevap vermekle başlamak istiyorum. İçinizden şu sözlerin geçtiğini duyar gibi oluyorum :

– Üla mı?? O nasıl isim öyle?!

Hemen cevap vereyim öyleyse….

Üla, Arapça bir kelime olup, ”yüce” anlamına gelmektedir. Bu ön bilgiden sonra size biraz kendisinden bahsedeyim….

– Genellikle bu bölümde yazarın eğitim durumu, diplomaları, özel yetenekleri, başarı hikayeleri vb. yer alır ama; bunları yazarken sanki bir iş başvurusuna gelmişim, elime bir form vermişler de, işe alınıp alınmayacağım endişesiyle kağıda birkaç şey karalıyormuşum gibi hissettirdi. Bu yüzden o kısma hiç girmiyorum. 🙂 –

1985 Hatay – Antakya’da doğmuş olan Üla, sessiz bir çocukluk dönemi ve hayallerle dolu iç dünyasıyla, kendini bu dünyaya ait hissetmemiş, dünyadaki kötülüklere anlam verememiş, her zaman iyi bir insan olmanın iyi şeyler kazandıracağına inanmış -her ne kadar bu durumun tam tersi oluyor gibi görünse de 🙂 – , güçlü görüntüsünün altında küçük bir çocuğun ruhunu taşıyan, duygusal biri..

Hobilerinin ilk sırasında şarkı söylemek yer alır. Açık havada, şöyle güzel bir müzik eşliğinde kahvesini yudumlayarak o anın tadını çıkarmaya bayılır. Bir süredir ara vermiş olsa da, kitap okumaktan büyük bir keyif alır. 🙂

Eveettt, genel olarak size Üla’yı tanıtmış olayım ve artık huzurlarınızdan ayrılarak, yazılarımla sizi başbaşa bırakayım…

Sevgiyle kalın…

Üla Havle

4 comments

  1. Selam,ben Sade_golge ,merak edip bir yazını okudum ve cidden ilgimi çekti.Bir okur olarak ta yazar’a soru sormak isterim .İnsanın yaşadıkları karşısında içindeki çocuğu kaybetmesiyle ilgili.Kotuluklere haksızlıklara maruz kalan birinin farkında olmadan(savunma mekanizması yada içgüdüsel olarak basedemedigi zorluklar karşısında kendini kapatma diyelim) kötü biri olması, bu sebepten herkesi kötü görecek kadar içindeki çocuğu kaybetmesiyle ilgili…Bencillik ile zayıflık ve hoşgörü ile güçlü olmak doğru orantılı ise,ki tartışmalı.Senin içindeki çocuğu tekrar ortaya çıkarma ile ilgili söylemlerin hani bünyenin basedemeyecegi durumlarda sigorta atması gibi bayilmasini bünyeyi korumak içindir ya, zayıf olan kişileri içindeki çocuğa kavuşması için sigorta sistemini bozmasına sebeb olmazmı.

    Liked by 1 kişi

    1. Öncelikle sayfama hoş geldin değerli arkadaşım.

      Hani bazen elektrik yükü fazla gelir ve evdeki sigortalar atar. Yüklü elektrik sebebiyle yangın gibi felaketlere yol açmaması için bu gereklidir. İşte, insan bünyesi de aynı sistemle çalışır. Belli bir enerji yüklenince topraklanması gerektiği gibi ruhuna fazla gelen yükleri de üzerinden atması ve nötrlenmesi gerekir. Bunu yapmadan, yani içinde birikmiş bir çok olumsuz duygu ve düşünceyi temizlemeden yeni bir sistem inşa etmeye kalkarsa, senin dediğin gibi sigorta sistemi bozulur ve bu istenmeyen sonuçlara yol açar. Öncelikle o sigortanın atıp sıfırlanmasına izin vermek gerekir. Yani ağırlıktan özgürleşmek gerekir. Sonrasında yeni ve temiz enerjilerin akışı gerçekleşebilir. Yani daha temiz duygulara yer açılır. Dolu bir bardağı boşaltmadan üzerine ekleme yapılamadığı gibi, negatif duygu ve düşünceleri de içimizden temizleyip yer açmadan yeni duygu ve düşüncelere yer veremeyiz. Umarım soruna aradığın cevabı verebilmişimdir.

      Saygı ve sevgiyle…

      Beğen

      1. Konuda bu belki işte,negatiflikten kurtulabilmek o kadar kolay mı, insanın kendisini koruyan sigortadan kurtulurken boşaltım yapıp tekrar pozitif duygular yükleyecek bilinci gücü olsa sorun zaten çözülmüş olur,sigorta atarken ya yangın çıkarsa,her şey kül olursa.Ozetle mecazen bile olsa bence ancak pozitif duygular ve güçlenmek negatif duygulardan kurtulma yoludur, sigorta ile oynamak tehlikeli ve ne yazık ki seni çevreleyen kuşatılmışlik duygusundan kurtulmak için tüm çevreyi koşulları sebeb sonuç ilişkilerini değiştirmek gerekir ve oda bir bireyin tek başına yapabileceği kolay bi şey değil.

        Liked by 1 kişi

      2. Ya yangın çıkarsa?! Evet bazen yanmak gerekir ki yeni bir sen olarak yeniden doğabilesin. Küllerinden doğmak Anka misali. Sayfamın adına da dikkat ettiysen, rastgele seçilmiş bir isim değildir. Yangın çıkması gerekiyorsa yeni bir sen olabilmek için, izin ver çıksın o yangın. Sırf başkaları üzülmesin, kırılmasın diye kendi üzüntümüze sebep oluyorsak, başta kendi kul hakkımıza giriyoruz demektir. Bazen istemediğimiz şeyleri ‘aman huzursuzluk çıkmasın’ diyerek yapmak zorunda hissediyor olabiliriz ve bu en büyük hatamız oluyor. Bunlardan sıyrılmamız ve ‘hayır’ demeyi öğrenmemiz gerekir. Bu en yakınımız olsa bile, yüreğimizin onay vermediği, kendimizi huzursuz hissedeceğimiz durumlara karşı ‘hayır’ diyebilmeliyiz. “İnsanlar ne der, ya bizi kötü bilirlerse?!” diye kaygılı bir iç savaşa girmeden, başta kendimize dürüst olarak, istediğimiz veya istemediğimiz şeyleri net olarak dile getirebilmeliyiz. Kolay olacağını söylemiyorum. Başta zor gelecektir, çünkü alıştığımız o ‘mağdur’ rolündeki biz hep sızlanarak ama buna karşı tepkimizi koymayarak yaşadığımız için ve bunu konfor alanı haline getirdiğimiz için beynimiz afallayacak, kendi kendine çelişkilere düşürecek. İlk adımı attıktan sonraki kendin olabilme huzurunu hissedince ise bunun devamı gelecek ve artık ‘ben’ olabildiğimiz gerçek bir dünyanın konforunu yaşıyor olacağız. Diğer türlü sahte yüzümüzle yaşadığımızın farkında olmamız gerek. Dediğim gibi yangın çıkacaksa bırakalım çıksın. O yangın gerçek bizi ortaya çıkaracak, ne kadar sancılı olsa da. Belki en dibi göreceğiz ama denizin derinliklerinde ayağımız o dibe değmeden ivme kazanıp yukarı çıkamayız. Ya en dipte çırpınıp boğulacağız ya da yerden kuvvet alıp suyun yüzüne çıkacağız. Bu seçim kalıyor bizlere. Dipte boğulmak mı istiyorsun yoksa yüzeye çıkıp nefes almak mı?! Bu karar yalnızca sana ait. Sevgiyle…

        Beğen

Üla Havle için bir cevap yazın Cevabı iptal et